Skip to main content

Alerjik Hastalıklar


Alerjik Rinit

Her yıl aynı tablo. İlkbahar geldiğinde burun akmaya, gözler kaşınmaya başlar. İlk birkaç gün geçer diye beklenir; geçmez. Haftalarca süren hapşırma nöbetleri, geceleri tıkanan burun, sabahları kalktığında dinlenmemiş hissetmek bunları çoğu insan sıradan bir nezle olarak sınıflandırır ve üstünden geçer.

Polen Alerjisi

Her ilkbahar milyonlarca insan aynı sahneyi yaşar: pencereyi açtığınız an başlayan hapşırma nöbetleri, arabanızın camında biriken sarı toz, dışarı çıkmaktan kaçınılan güneşli günler. Bu tablo, bağışıklık sisteminin ağaç, çimen ve yabani ot polenlerine karşı verdiği aşırı tepkinin yani polen alerjisinin, tıbbi adıyla polinozun dışa vurumudur.

Ev Tozu Akarı Alerjisi

Belirtiler mevsimle değişmiyor, sabahları yataktan kalktıktan sonra özellikle kötüleşiyor ve evin içinde geçirilen zaman arttıkça şiddetleniyorsa akla gelmesi gereken ilk neden ev tozu akarıdır. Gözle görülemeyen bu mikroskobik canlılar, yatak, yastık, halı ve koltuk gibi dokuma yüzeylerde yaşar; terk ettikleri dışkı partikülleri bağışıklık sisteminin aşırı tepkisini tetikler.

Küf Mantarı Alerjisi

Yağmurlu havalarda ya da bodrum, banyo, çamaşır odası gibi nemli mekânlara girdiğinizde belirtileriniz belirginleşiyorsa küf mantarı alerjisi akla gelmesi gereken önemli bir nedendir. Küf mantarları, nem seven mikroorganizmalardır; yaydıkları sporlar havada asılı kalır ve solunum yoluyla bağışıklık sistemine ulaşır. Bu temas, duyarlı bireylerde karakteristik alerji belirtilerini tetikler.

Kedi, Köpek, Kuş Alerjisi

“Kedi tüyüne alerjim var” ifadesi, yaygın ama teknik olarak eksik bir tanımlamadır. Evcil hayvan alerjisinin gerçek tetikleyicisi tüy değil; hayvanın deri döküntüsü (epitel), tükürük, idrar ve gözyaşında bulunan protein molekülleridir. Bu proteinin en bilineni kedi için Fel d 1, köpek için Can f 1’dir. Söz konusu moleküller, havaya karıştıklarında saatlerce asılı kalabilir ve duyarlı bireylerde bağışıklık sistemini alarma geçirir.

Göz Alerjisi

Gözlerin aniden kaşınmaya, kızarmaya ve sulamaya başlaması; göz kapaklarının şişmesi ya da ışığa karşı hassasiyet gelişmesi bunlar alerjik konjonktivit olarak adlandırılan göz alerjisinin tipik tablosunu oluşturur. Bağışıklık sistemi, gözün konjonktiva tabakasına temas eden alerjenlere polenler, toz, hayvan epiteli, kozmetikler karşı mast hücre ve IgE aracılı bir tepki verir; bu tepki histamin salınımıyla karakteristik belirtileri başlatır.

Astım

Koşarken aniden nefes alamaz hale gelmek, gece yarısı öksürük nöbetiyle uyanmak ya da soğuk havada dışarı çıkınca göğüste sıkışma hissi duymak — bunlar astımın günlük yaşama yansımasıdır. Astım; hava yollarının kronik inflamasyona bağlı olarak aşırı duyarlı hale geldiği, tetikleyicilere karşı bronkospazm ile yanıt veren ve tekrarlayan semptom atakları yaratan bir hastalıktır.

Alerjik Astım

Astımın en sık görülen formu olan alerjik astım, hava yolu aşırı duyarlılığının alerjik bir zemine IgE aracılı bağışıklık tepkisine dayandığı tablodur. Polen sezonunda belirtilerin belirgin biçimde artması, evcil hayvana yaklaşınca öksürük ve nefes darlığının başlaması ya da ev tozu akar yoğunluğunun arttığı kış aylarında semptomların kötüleşmesi; alerjik astıma özgü örüntülerdir.

Hamilelikte Alerji

Hamilelik, bağışıklık sisteminin derin bir yeniden düzenlemeden geçtiği bir süreçtir. Bu yeniden düzenleme, alerjik hastalıkların seyrini öngörülemeyen biçimlerde etkileyebilir: alerjik riniti olan kadınların yaklaşık üçte birinde belirtiler ağırlaşırken, üçte birinde hafifleme ve üçte birinde değişim olmaz. Astım ise benzer bir dağılım gösterir; ancak kontrol altındaki astımın gebelikte iyi seyrettiği, kötü kontrollü astımın ise hem anne hem bebek için risk oluşturduğu bilinmektedir.

Alerjide Aşı Tedavisi

Alerji tedavisinde ilaçlar belirtileri baskılar; immünoterapi ise bağışıklık sistemini tetikleyiciye karşı tolerans geliştirmeye yönlendirir. Bu ayrım temel önem taşır: antihistaminik veya kortikosteroid kullanmayı bıraktığınızda belirtiler geri döner; tamamlanan bir immünoterapi kürü ise uzun süreli, hatta kalıcı bir değişim yaratabilir. Bu nedenle immünoterapi, “semptom baskılama” değil; alerjinin doğal seyrini değiştiren tek kanıtlanmış tedavi yöntemi olarak tanımlanır.

Alerjik Öksürük

Grip geçti, antibiyotik kullanıldı, hatta birkaç şurup denendi ama öksürük hâlâ devam ediyor. Haftalarca, bazen aylarca süren bu tablo, pek çok hastada alerji kökenlidir. Alerjik öksürük; solunum yollarının alerjenlere, irritanlara veya hava koşullarına bağlı olarak aşırı duyarlı tepki vermesi sonucu ortaya çıkar. Tek başına öksürük, öksürük varyantı astımın da başlıca ve zaman zaman tek belirtisi olabilir.

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları

Bağışıklık sistemi; vücudu enfeksiyonlardan, tümörlerden ve yabancı maddelerden koruyan karmaşık bir savunma ağıdır. Bu ağda oluşan bozukluklar üç ana kategoriye ayrılır: sisteme aşırı tepki verir ve zararsız maddelere saldırır, alerjiler; kendi dokularına saldırır, otoimmün hastalıklar; ya da yetersiz çalışır ve enfeksiyonlara karşı savunmasız kalır, immün yetmezlikler. Alerji ve klinik immünoloji uzmanlığı, bu üç kategorinin tamamını kapsar.

Cilt Alerjisi

Cilt, vücudun dış dünyayla kurduğu ilk temas noktasıdır ve bağışıklık sisteminin en aktif alanlarından birini barındırır. Cilt alerjisi; bağışıklık sisteminin deri üzerinde temas eden, yutularak alınan ya da solunumla alınan maddelere karşı verdiği aşırı tepkinin deri yüzeyinde görünür hale gelmesidir. Kızarıklık, kaşıntı, şişme, kabarcık ya da pul pul dökülme bu belirtilerin hepsi farklı mekanizmaların farklı tabloları olabilir.

Ürtiker / Anjioödem

Ürtiker; ciltte aniden beliren, kaşıntılı, kabarık, kırmızı lezyonlarla karakterize bir tablodur. Her bir lezyon 24 saat içinde tamamen solar ancak yeni lezyonlar başka bölgelerde ortaya çıkabilir. Bu “yer değiştirme” özelliği, ürtikeri diğer döküntülerden ayıran en belirgin klinik özelliğidir. Anjioödem ise daha derin dokuların deri altı, mukoza şişmesidir; göz kapakları, dudaklar, dil ve genital bölgede sık görülür.

Fiziksel Ürtiker

Cildi kalemle çizince birkaç dakika içinde o hatta şişlik ve kızarıklık oluşuyorsa, soğuk suya girilince derhal kaşıntı ve lezyonlar başlıyorsa ya da sırt çantasının askısı değen bölgede her gün aynı kabarıklık oluşuyorsa bunlar fiziksel ürtikerin farklı yüzleridir. Fiziksel ürtiker; besin, ilaç veya alerjen gibi kimyasal bir tetikleyici değil, doğrudan fiziksel bir uyaran sürtünme, baskı, soğuk, sıcak, titreşim, egzersiz, güneş ışığı veya su tarafından provoke edilen ürtiker formlarını kapsar.

Soğuk Alerjisi

Soğuk suya elini daldırdığında elleri kaşınıp kızarıyor, soğuk hava soluyunca dudakları şişiyor ya da soğuk bir içecek içtikten sonra dudak ve dil şişmesi yaşıyorsa bunlar soğuk ürtikeri, yani soğuk alerjisinin tipik görünümleridir. Soğuk ürtikeri; soğuk hava, su, yüzey veya yiyeceklerle temas sonucu mast hücrelerinin aktive olması ve histamin başta olmak üzere inflamatuar maddeleri serbest bırakmasıyla gelişen bir fiziksel ürtiker formudur.

Su Alerjisi

Duş aldıktan sonra ciltte kaşıntı, yanma ve kabarıklık oluşuyorsa ve bu durum suyun sıcaklığından bağımsız olarak her temas sonrası tekrar ediyorsa — bu tablo, aquajenik ürtiker olarak adlandırılan son derece nadir bir fiziksel ürtiker formunu işaret ediyor olabilir. Literatürde yalnızca birkaç yüz vakası bildirilen bu tablo, teknik anlamda “suya alerji” olarak adlandırılmaz; zira su molekülünün kendisi bir alerjen değildir. Asıl mekanizma, suyun deri yüzeyindeki maddelerle etkileşerek mast hücrelerini aktive etmesidir.

Güneş Alerjisi

Güneşe çıkınca ciltte kaşıntı, kızarıklık, kabarıklık veya küçük su kabarcıkları oluşuyorsa; bu tablo güneş yanığından farklı olarak yalnızca güneşe maruz kalan bölgelerde belirginleşiyor ve saatler içinde ortaya çıkıyorsa güneş alerjisi olarak adlandırılan bir grup fotodermatozdan söz ediliyor olabilir. Güneş alerjisi tek bir hastalık değil, UV ışığına karşı anormal cilt ve bağışıklık tepkisini kapsayan birkaç farklı tablonun genel adıdır.

Herediter Anjioödem

Ani başlayan ve saatler içinde şiddetlenen el, yüz, karın veya boğaz şişlikleri; kaşıntısız, ürtikersiz, tedaviye yanıtsız herediter anjioödem bu özellikleriyle hem hastayı hem de hekimi şaşırtan bir tablodur. Herediter anjioödem (HAE); C1 inhibitör proteininin eksikliği ya da işlev bozukluğu nedeniyle kontrol dışı kalan bradikin salınımının doku düzeyinde aşırı geçirgenlik yaratmasıyla ortaya çıkan, kalıtsal geçişli nadir bir hastalıktır. Tarihsel olarak ortalama 8–10 yıl tanı almadan seyreden bu tablo, doğru tanı konulduğunda büyük ölçüde yönetilebilir hale gelir.

Alerjik Egzema

Gece uykuyu bölen kaşıntı, cilt kıvrımlarında kronik kızarıklık ve kuruluk, zaman zaman alevlenen su kabarcıkları bunlar alerjik egzamanın, tıbbi adıyla atopik dermatit’in günlük yaşama yansımasıdır. Atopik dermatit; cilt bariyer işlev bozukluğu ile tip 2 inflamatuar yanıtın birlikte rol oynadığı, kronik ve tekrarlayan seyirli bir cilt hastalığıdır.

Kimyasal Madde Alerjisi

Parfümünüzü değiştirdiniz, birkaç gün sonra boynunuzda kızarıklık çıktı. Yeni bir deterjan kullandınız, elleriniz çatladı ve kaşındı. Bu tablolar, kimyasal madde alerjisinin tıbbi adıyla alerjik kontakt dermatit’in klasik görünümleridir. Deri, kimyasal bir maddeye ilk temastan hemen reaksiyon göstermez; bağışıklık sistemi önce o maddeyi “tehdit” olarak kaydeder. Sonraki temaslarda ise hazır bekleyen T hücreleri devreye girerek karakteristik inflamatuar yanıtı başlatır.

Alerjik Kaşıntı

Kaşıntı tıbbi adıyla pruritus bir belirti olabildiği gibi başlı başına bir tabloya dönüşebilen, yaşam kalitesini derinden etkileyen bir durumdur. Alerjik kaşıntı; bağışıklık sisteminin alerjen veya irritana verdiği tepki sonucu ortaya çıkan, deri sinir uçlarının histamin, interlökin ve diğer inflamatuar mediatörlerce uyarılması sonucu hissedilen kaşıntıyı tanımlar.

Anafilaksi

Anafilaksi; bağışıklık sisteminin bir alerjene karşı verdiği anlık, çok sistemli ve hayatı tehdit eden şiddetli reaksiyondur. Dakikalar içinde gelişebilir; hava yolu daralması, tansiyon düşüklüğü ve bilinç değişikliğiyle birleşen bu tablo, zamanında müdahale edilmezse ölüme yol açabilir. Yılda dünyada yüz binlerce kişiyi etkileyen anafilaksi, aynı zamanda önlenebilir bir acildir: doğru tanı, tetikleyiciden kaçınma ve epinefrin auto-enjektör taşımak bu tablonun yönetiminin temelini oluşturur.

İlaç Alerjisi

“Penisilin alerjim var” bu ifade, dünya genelinde en sık duyulan ilaç alerji beyanlarından biridir. Ancak araştırmalar, bu etiketi taşıyanların yüzde doksanından fazlasının aslında penisiline alerjik olmadığını ortaya koyuyor. İlaç alerjisi, bağışıklık sisteminin bir ilaç bileşenine karşı özgül bir tepki geliştirmesi ve bu ilaca her yeniden maruziyette reaksiyona girmesidir.

Arı Alerjisi

Çoğu insanda arı sokması lokal ağrı, şişme ve kızarıklık yaratır bu normal bir reaksiyondur. Ancak bazı bireylerde bağışıklık sistemi, arı zehirindeki proteinlere karşı IgE aracılı bir duyarlılık geliştirir ve sonraki sokmalarda sistemik alerjik reaksiyon, hatta anafilaksi ile yanıt verir. Bu tablo, arı zehiri alerjisi olarak tanımlanır ve Avrupa’da anafilaksiye bağlı ölümlerin önde gelen nedenlerinden biridir.

Besin Alerjisi

Yedikten sonra ortaya çıkan her rahatsızlık bir alerji değildir ama besin alerjisi göz ardı edildiğinde hayati risk taşıyabilecek bir tablodur. Besin alerjisi; bağışıklık sisteminin belirli bir besin proteinine karşı IgE aracılı ya da başka immünolojik yollarla aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkar. Bu tepki, yutma işlemiyle birlikte dakikalar içinde başlayabileceği gibi saatler sonra da kendini gösterebilir.

Lateks Alerjisi

Lateks; doğal kauçuk ağacından elde edilen bir maddedir ve tıbbi eldivenler, balonlar, prezervatifler, oyuncaklar ve pek çok günlük üründe kullanılır. Lateks alerjisi, bu madde içindeki proteinlere karşı gelişen IgE aracılı bir bağışıklık tepkisidir. Deri teması, mukozal maruziyet ya da lateks partiküllerin solunumu yoluyla tetiklenebilir

Nazal Polip

Burun içinde veya sinüslerde gelişen, saplı ya da sapsız, yumuşak kıvamlı bu iyi huylu büyümeler; kronik mukozal inflamasyonun uzun vadeli bir ürünüdür. Nazal polipler, ağrı vermez ama neden oldukları tıkanıklık, koku kaybı ve basınç hissi günlük yaşamı ciddi biçimde etkiler. Burunda sanki sürekli bir şey var gibi hissetmek, hiçbir zaman tam olarak nefes alamamak; nazal polip hastalarının en sık tanımladığı tablodur.